1204 Latin İstilası ve İstanbul Katolik İmparatorluğu


1204 – 1261 yılları arasında süren Latin istilası ve kurulan Katolik İmparatorluğu, İstanbul tarihinin en kötü dönemidir. Konstantinopolis’in tüm kaynakları yağmalanmış, şehrin tarihi zenginlikleri yok edilmiş ve İstanbul halkına türlü işkenceler edilmiştir. Şimdi, Roma İmparatorluğu’nun başkentinin yaşadığı bu elim hadiseyi daha teferruatlı bir şekilde anlatmak istiyorum.

4.Haçlı Seferi ve Konstantinopolis’in İktidar Sorunu

1204 Katolik Latinlerin İstanbul İstilası

1204 Latin İstilasını Anlatan Gravür

4.Haçlı seferi ile yola çıkan Katolik Latinler ve Venedikliler, Kudüs yerine İstanbul’a yönelerek Konstantinopolis’i işgal ettiler. Peki bu süreç nasıl gelişti? Ne oldu da Haçlıların rotası Kudüs’ten İstanbul’a yöneldi?

Haçlı Seferi Hazırlıkları ve Venedik Donanması

Biraz geriye dönecek olursak, 1198 yılında Papa’nın Kudüs’ü Müslümanlardan geri almak için bir Haçlı ordusu kurmaya çalıştığını görürüz. Hazırlanan plana göre önce Mısır, ardından Filistin ve son olarak Kudüs ele geçirilecekti.

1200 yılında yaklaşık 35 bin kişilik bir ordu, harekete geçmek için hazırdı. Ancak ilk 3 seferden edinilen tecrübeler, bu yolu karadan aşmaya çalışmanın çok zahmetli olduğunu göstermişti. Bu nedenle deniz yolu tercih edilmeliydi. Ve binlerce kişilik bir kafileyi denizde organize edebilecek tek millet, Venediklilerdi. O zamanların İtalya’sında bulunan pek çok şehir devletinden biri olan Venedik, son derece güçlü bir donanmaya sahipti.

Fakat bir sorun vardı: Venediklilere ödenecek para ve lojistik destek için gereken maddi kaynak.

Roma Prensi Latinlerle Beraber

Aynı yıllarda Konstantinopolis’te ise taht krizi yaşanıyordu. Angelos (Angelus) hanedanlığının üyeleri birbirleri ile

1204 Latin İstilası

İstanbul’un İstilasında Haliç’teki Savaş

rekabet halinde idiler. Hanedanın en genç üyesi Aleksios’un babası 2.İsakios, kardeşi Alekios tarafından gözlerine mil çektirilerek zindana atılmıştı. Aslında genç prenste zindandaymış fakat bir şekilde kurtularak Avrupa’ya ulaşmayı başarmış (nasıl olduğunu öğrenemedim).

Burada Katoliklerle bir araya gelen Prens Aleksios, Venediklilere söz verilen parayı toparlayamayan Latinlere, maddi destekte bulunma ve onlara ilave paralı asker verme taahhüdünde bulunur (Mısır’a intikal, lojistik destek vb sözler de verir). Hatta bazı tarihçilere göre Katolik Kilisesi ile Ortodoks Kilise’sinin birleştirileceği sözünü dahi vermiştir. Tek bir şartı vardır: Amcasının tahtan indirilmesi!

Latinler İstanbul’a Yöneliyor

Haziran 1203’te Haçlı donanması İstanbul önlerine geldi ve Kadıköy ile Üsküdar çevresini istila edip yağmaladı. Prens, halkın kendisine destek vereceğini ve çok fazla kan dökülmeden İstanbul’un istila edilebileceğine inanıyordu. Ne var ki öyle olmadı. Karşısında Katolik donanmasını gören Konstantinopolis halkı, direnişe geçti. İç karışıklıklar nedeniyle donmaması çürümeye terk edilen Romalılar, çareyi Haliç’e meşhur zinciri çekmekte buldu. Bu tedbir tek başına yeterli olmadı ve güçlü Venedik kadırgaları “Altın Boynuz”a girmeyi başardı.

Nihayetinde saldırı başladı. İlk başlarda direnen Roma İmparatoru Alekios, yüzlerce kilo altın ve mahiyeti ile İstanbul’u terk edince direniş kırıldı. Hükümdarsız kalan Konstantinopolis, kısa süre sonra teslim oldu.  Haçlılar, prensi imparator ilan edip kendilerine vaat edilenlerin sunulması beklediler. Çok geçmeden Romalı bir soylu ve saray asilzadesi olan üst düzey bir bürokrat, olanları içine sindiremeyip yeni hükümdarı tutuklattırıp boğdurttu ve kendini Konstantinopolis’in yöneticisi ilan etti.

Konstantinopolis Düşüyor

Bu durumu bahane eden Katolikler, İstanbul’u işgal etti. 12 Nisan 1204’te İstanbul’a giren Latinler, şehri tam 3 gün boyunca yağmaladılar. Yalnız bu sıradan bir yağma değildi. Çünkü burada bir Katolik İmparatorluğu kurulacak ve yaklaşık 57 yıl sürecekti.

Tam 900 yıllık tarihi birikim resmen kurutulacak, Roma’nın tüm hazinesi boşaltılacaktı… Kiliseler, kütüphaneler, hamamlar, senato binaları ve saraylar çökme noktasına gelecek; zaten birçok mimari yapı da çökecekti. Aya Sofya’nın içindeki işlemelerden Tunç Boğa heykeline, Çemberlitaş’ın üstündeki haçtan Hipodrom’daki heykellere kadar her türlü altın ve metal eritilip ya paraya çevrilecek ya da İtalya’ya yollanacaktı… İlk üç günde sayısız kadına tecavüz edilirken, erkekler öldürülmüş yahut köle edilmişti… Çok sayıda insan, pazarlarda satılmıştı. İnsanlar evlerinden edilirken ellerindeki her şey de alınıyordu… Kısacası hem İstanbul tarihinin hem insanlık tarihinin en acımasız ve utanç verici yarım asrı, bu 3 günle başlamış oluyordu…

Mihail Paleologos ve Konstantinopolis’in Kurtuluşu

Mikhail Palaiologos

Konstantinopolis’i Geri Alan İmparator Mikhail Palaiologos

İstanbul Latin İmparatorluğu süresince 4 farklı Katolik imparator hüküm sürdü. Bu sırada Roma halkı ve Romalı aristokratlar, Nicaea İmparatorluğunu (İznik Rum İmparatoluğu) kurdular. Yarım asırlık süreçte toparlanan ve genişleyen imparatorluk, Konstantinopolis’i 1260 yılından itibaren sıkı bir şekilde takip etmeye başladı.

Cenovalılar (Cenevizliler) ile ittifak yapan acımasız İmparator Mihail Paleologos’un ordusu, Temmuz 1261’de Caesar unvanlı komutan Aleksios Strategopoulos’un önderliğinde İstanbul’u geri aldı. Strategopoulos ilk iş olarak Venediklilerden intikam alındı. İstanbul’da düzen sağlandıktan sonra da İmparator Mihail Paleologos Konstantinopolis’e gelerek Aya Sofya’da taç giydi tekrar Roma İmparatorluğunu kurmuş oldu.

Mihail Paleologos, İstanbul’u yeniden eski haline getirmek ve Roma imparatorluğunun ihtişamını tekrar yakalamak adına çok çalıştı. Acımasız tedbirler aldı ve bir ölçüye kadar başarılı da oldu. Yine de 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet Han şehri fethettiğinde, karşısında zengin ve güçlü, “Şehirlerin Kraliçesi”ni değil son demini yaşayan bir kent bulacaktı.

Bu arada Mihail’in kızı Prenses Maria hakkındaki yazımı da okuyabilirsiniz. Döneminin en güzel kadını olarak anlatılan ve Doğu’nun Meryem Anası olarak adlandırılan bu talihsiz prensesin yürek burkan aşk hikayesi eminim sizi de etkileyecektir.

Desteğinizi bekliyoruz:
[Toplam:5    Ortalama:2.4/5]

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir