Byzantion – İstanbul’un Kuruluşu


İstanbul’un kuruluşu MÖ 667’ye dayanır. İlk olarak bugünün Sarayburnu’da, yüzölçümü Topkapı Sarayı’ndan (yaklaşık 10 KM2’den) daha küçük bir alanda kurulduğu tahmin edilmektedir. Megaralı Kral Byzas tarafından kurulan kent, balıkçılık ve tarımla uğraşmasına rağmen kısa zamanda bölgenin en önemli ticaret merkezlerinden biri olmuştur. Tarihçiler, MÖ 5.yy’dan sonra demokrasi ile yönetildiğine dair izlere ulaşmışlardır.

Byzantion adı, MS 196’da Roma İmparatorluğuna dahil olana kadar kullanılmıştır.

İstanbul’un Kuruluş Efsanesi

İstanbul’un kuruluş efsanesi deyince akla birkaç farklı efsane geliyor. Tarihi güzelleştiren ve eğlenceli hale getiren bu hikayelere inanmak ya da inanmamak ise tarih severlere ve tarih meraklılarına kalmıştır.

Megaralı Kral Byzas Efsanesi

Byzantion

Kral Byzas tarafından kurulan İstanbul ve Sınırları

Megaralı Kral Byzas’ın efsanesi, gerçeğe en yakın ve tarihçiler tarafından da kabul gören hikayedir. Aynı zamanda en çok bilinen efsanedir. Kral Byzas’ın, Yunan Mitolojisi’nin en önemli karakterlerinden olan, Denizler Tanrısı Poseidon’un oğlu olduğu da anlatılır. Kral Byzas ile ilgili bilgileri ise bir başka yazıda ele alacağım.

Efsaneye göre Yunanistan’ın Megara kent devletinde yaşayan Kral Byzas, çeşitli nedenlerden Yunan yarımadasını terk etmek zorunda kalır ya da kendisine yeni bir koloni kurması görevi verilir. Yeni şehrini nereye kurmasını gerektiğini Delfi (Delphi) tapınağının kahinine sorar. Kahinden aldığı cevap: ”Körler ülkesinin karşısına” olur.

Megaralı Byzas, halkıyla birlikte İstanbul Boğazı‘nı geçerek Khalkedon’a yani bugünkü adı ile Kadıköy’e (ya da doğru tabirle Kadıköyü’ne) kadar gelir. Burada Sarayburnu’nun mükemmel konumunu fark eder. 3 tarafı sularla çevrili bu yarımada kusursuz bir doğal korunma alanına sahiptir. Üstelik su havzası nedeniyle tarıma ve balıkçılığa da uygun olduğu bellidir. Bunun üzerine “Kahin’in bahsettiği körler ülkesi burası olmalı” der. “Bu kadar iyi bir konum varken buraya şehir kuranlar ancak kör olabilirler” diyerek Sarayburnu’na geçer ve Dünyanın en eski kentlerinden birinin temellerini atar.

Bu yeni şehir, halk tarafından krallarının adı ile anılır: Byzantion. Bazı kaynaklarda Byzantium olarak da geçmektedir.

Süleyman Peygamber Efsanesi

Süleyman Peygamber Efsanesi kronolojik olarak daha eskiye dayanmaktadır.

Efsaneye göre Hz Muhammed’in doğumundan 1600 yıl önce, dünyaya Davud peygamberin oğlu Süleyman peygamber hükmediyormuş. Yalnız, Ferenduz adasında yaşayan bir kral olan Büyük Saydun, Hz Süleyman’a biat etmemiş. Saydun’un başkaldırısı üzerine; insanların, cinlerin, hayvanların ve tüm bitkileri Sultanı olan Peygamber Süleyman, ordusu ile birlikte Saydun’un üzerine yürümüş. Savaşta yenilen Kral Saydun orada ölürken; yeryüzünün en güzel kadını olan kızı Aline ise Hz Süleyman ile evlendirilmiş.

Yunan yarımadasına kadar gelen Sultan, mutsuz olan eşine neden daima ağladığını sorunca beklemediği bir cevap alır: Yeni eşi Aline kendisine orada bir saray yaptırmasını ve ömrünün kalanını burada babası için ibadet ederek geçirmesine müsaade etmesini ister. O’da, Atina’da Aline’nin bu isteğini yerine getirip, o zamanlar Hünkar Bahçesi olarak anılan Sarayburnu’na gelir ve burayı çok beğenir. Havasına, suyuna ve manzarasına hayran kalınca buraya da büyük bir saray yaptırır ve kıyamete kadar buraların korunması için dua eder.

İstanbul’un kuruluş tarihine bu şekilde adını yazdıran Süleyman Peygamber, rivayete göre tekrar Atina’ya gider ve burada Aline’yi babası için ibadet ederken değil, babasına tapınırken görür ve onu da öldürüp, Kudüs’e geçer.

Madyanoğlu Yanko Efsanesi

Madyanoğlu Yanko Efsanesi ise hikayelerden bir diğeridir.

Zamanın henüz yazılmadığı çağlarda, Kısraktan doğan bir hükümdar yaşamıştır: Yanko. Kısraktan doğduğu için kendisine Madyanoğlu denilen bu hükümdar zevke ve eğlenceye çok düşkünmüş. Bir eğlence sonrası uykuya dalan hükümdar, uyandığı vakit kendisini yeryüzünün en güzel manzarasına, suyuna, havasına ve gökyüzüne sahip bir yerde bulmuş: Sarayburnu’nda!

Sıkılıp usanıncaya kadar burada (eski İstanbul) kalmaya karar veren Madyanoğlu Yanko’nun tebaası, ona burayı hiçbir zaman terk etmek istemediklerini iletince büyük hükümdar buraya bir şehrin kurulması için talimat verir ve görkemli bir saray yaptırarak işe önce kendisi başlar. Bu şekilde İstanbul’un kuruluşu ve gelişimi de başlar…

Kısaca İstanbul’un kuruluş efsaneleri yukarıda anlattığım gibidir. Eğer bildiğiniz başka kuruluş efsanesi varsa, yorum olarak eklemeniz ya da elektronik posta atmanız beni memnun eder. Ayrıca benim bahsettiğim İstanbul efsanelerinin farklı bir yorumunu duydunuz yahut okudunuz ise onları da paylaşabilirsiniz.

Desteğinizi bekliyoruz:
[Total: 14    Average: 3.8/5]

Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir