Prenses Maria, Moğolların Meryem’i 1 yorum


Prenses Maria, İstanbul’u Latinlerin elinden geri alan Roma İmparatoru Mihail Paleologos’un kızıdır. Yaşadığı dönemin en güzel kadını olarak anlatılan Maria’nın, masalları aratmayan hayat hikayesine ve belki de tarihi İstanbul’un en acıklı aşk hikayesine buyurun şimdi…

NOT: Yazıyı, sayfanın en altında yer alan Can Atilla eserini dinleyerek okumanızı tavsiye ederim.

Mihail Paleologos’un İstanbul’u Fethi

Prenses Maria

Üstad Haldun Hürel’in Kaleme Aldığı Prenses Maria Romanı

Latin istilası süresince İstanbul öyle yağmalanır ki, 1261 yılında artık Katolik istilacılar, sarayı ısıtmak için değerli evrakları ve az sayıdaki ahşap mobilyaları yakmaya başlarlar. Konstantinopolis’te durumun bu kadar kötü olduğunu bilen Mihail Paleologos, en başından beri İznik’te yanında bulunan komutanlarının üstün gayretleriyle şehri geri alır.

İmparator Paleologos, acımasızlığı ile ün salmış bir hükümdardı. İstanbul’u yeniden ayağa kaldırmak için sert tedbirlere başvurmaktan çekinmemişti: Ağır vergiler, zorunlu iskanlar, düzen için vahşice idamlar… Örnek olarak: Bir siyasi suçluyu, sırf şüpheleri yüzünden Beyazıt’ta bulunan büyük tunç boğa heykelinin içinde haşlamıştır (suçlu, insan boyundaki heykelin içine sokulur ve heykelin altına ateş yakılır). Gerisini siz hayal edin artık…

Bu sert tedbirlerden nasibini, gayrimeşru çocuğu Maria da payına düşeni alacaktı.

Prenses Maria Aşık Oluyor

Maria, imparatorun gayrimeşru çocuğu idi. Bu nedenle imparatoriçe olan üvey annesi tarafından pek sevilmese de üvey kardeşleri ile arası iyiydi. Öz annesi, Mihail tarafından öldürülen Maria’nın babasına bağlılığı ise şüpheliydi. Belki biraz da bu durumdan ötürü olsa gerek, Mihail sert yüzünü kızı Maria’ya pek göstermiyordu.

Babasının tavizleri ile özgür bir biçimde yetişen Maria, tüm yasaklara rağmen saraydan sürekli kaçıyordu. Her seferinde bir yolunu bulan yeryüzünün en güzel kadını, İstanbul’u gezmekten ve keşfetmekten büyük keyif alıyordu. Bu keşiflerden birinde ise hayatının aşkını keşfedecekti…

Moğolların Meryem'i Prenses Maria

Mihail Paleologos’un Kızı, Roma Prensesi Maria

Prenses Maria, kendisinin kim olduğunu bilmeyen Carlos isminde bir gence aşık olur. Galata’da antikacılık yapan Carlos ile Maria’nın aşkı zamanla büyür ve birlikte yaşama düşüncesi her şeyin ötesine geçer. Bu arada prensesin üvey kız kardeşi de ablasına ısrar ederek kimi zaman onunla birlikte saraydan kaçar. Yazılanlara göre o da Carlos’un bir arkadaşı ile aşk yaşamaya başlar.

Alevler Arasında Kalan Aşk

Teferruata çok girmeyeceğim, bu ilişki bir müddet böyle sürer. Her devrin hikayesi: Zengin kız, fakir oğlan ve zalim baba! Ancak gençler hep birlikte İstanbul’dan kaçmaya karar verirler.

Yalnız kaçacakları gece başka bir şey daha olur. Bir ayakkabı fabrikasından çıkan yangın, tüm Konstantinopolis’e yayılır. Askerler söndürme çalışmaları için yetersiz kalırlar. Halk ise desteğe gelemez çünkü hayvanat bahçesi de yanmıştır ve ortalık vahşi hayvanlarla doludur. O gece tam bir düzensizlik hakimdir İstanbul’a…

Her şeye rağmen Prenses Maria ve kız kardeşi, Carlos ve arkadaşı ile buluşurlar. Ancak yangın Galata’ya da sıçramıştır. Bu arada İmparator Paleologos, kaçış planından haberdar olmadan yangın gecesi Carlos’un öldürülmesi emrini verir. Carlos’un evine gelen askerler, genç prensesleri tanırlar ve baygın halde iken ikisini kurtarırlar. Carlos ve dostunun başını da gövdesinden ayırıp imparatora sunulmak üzere çuvala koyarlar.

Moğolların Gelini Romalı Bir Prenses

Prenses Maria günler sonra kendisine geldiğinde yüzünün yarısının yandığını ve 1 gözünü

Kanlı Kilise

Fener Ayia Maria, Moğolların Meryem’i veya Balat Kanlı Kilise Olarak Adlandırılan Maria Mouchliotissa Manastırı.

kaybettiğini fark eder. Daha da kötüsü, yaşamının anlamı ve sevgilisi Carlos hunharca öldürülmüştü. Babası, annesinden sonra kocası olacak adamı da elinden almıştı…

Mihail, kızını iyi etmek için her şeyi yapar. Roma’nın hükümdarı, imparatorluk sınırlarının ötesine geçerek doğunun ve batının en iyi hekimlerini getirir. Uzun süren bir iyileşme süreci sonrasında eski güzelliğine kavuşur. Dahası, yitirdiği gözünün yerine bir göz bile takılır. Tabi gerçek olmayan, görmeyen bir göz…

Kardeşi ile birlikte sağlığına kavuşan Maria’nın ise derdi ne gözüdür ne yüzü… Onun artık iyileşmeyecek yaraları vardır. Kızını içinde bulunduğu ruh halinden çıkarmak ve ezeli düşmanları ile barış sağlamak isteyen Roma imparatoru, Prenses Maria’yı, Moğol Hakanı Hülagü ile evlendirmeye karar verir.

Fakat 1265’te, henüz Maria yoldayken Moğol Hakanı ölür ve yerine oğlu Abhaka Kağan geçer. Maria, Moğolistan’a vardığında Abhaka’yla evlendirilir. Kaderin bir yazgısı gibi Abhaka (Abagu) da kısa süre sonra vefat eder. Moğollar, bir kağan ile evlendirilmiş olan prensesi, başkasıyla evlenemeyeceği için Konstantinopolis’e geri yollarlar. Hem de yüklü bir mirasla…

Annesini, sevgilisini, gözünü, gençliğini ve mutluluğunu yitiren, zorla evlendirilerek bozkırlara yollanan Roma Prensesi, burada bulunduğu süre içerisinde kendisini dine vermiştir. Varlığını Tanrı’ya ve İsa’ya adayarak yaşamının anlamını bulmaya çalışır. Moğolistan’da misyonerlik faaliyetleri yürüterek Hıristiyanlığı yaymaya çalışır. Kadın ve çocuklarla yakından ilgilenir. Yaptığı iyilikler ve hayır çalışmaları nedeniyle Doğu’nun Meryem’i ya da Moğolların Meryem’i olarak anılmaya başlanır.

Fener Aya Maria Kilisesi

Kariye Müzesi

Mozaikleri ile
Ünlü Edirnekapı Kariye Müzesi

Döndükten sonra inziva hayatına devam eder. Maurikios döneminde yaptırılan fakat Katolik işgali esnasında harabeye dönen Theotokos Panayiótisa Manastırı’nı (Fener Rum Erkek Lisesi’nin yanında) onartarak rahibe hayatı yaşamaya devam eder.

Bugün; Maria Mouchliotissa Kilisesi, Fener Ayia Maria Kilisesi, Moğolların Meryem’i Kilisesi veya Kanlı Kilise olarak da adlandırılmaktadır. Kanlı Kilise adını, Fatih Sultan Mehmet Han’ın 1453 fethi sırasında buradaki yokuşlarda (Meşhur kırmızı tuğlalı binanın oralar) şiddetli çarpışmalar olması ve Haliç’e (Balat’tan) oluk oluk kan akması nedeniyle almıştır. Kilise o günden bugüne hiç camiye çevrilmeden yüzyıllardır bir Ortodoks kilisesi olarak faaliyet göstermektedir. Bugün de Fener Rum cemaatinin ayinlerine ev sahipliği yapmaktadır.

Prenses Maria’nın tek görsel kaynakları (tavandaki mozaikler) bugün Fatih Edirnekapı’da bulunan Kariye Müzesi’nde yer almaktadır diye biliyorum.

Desteğinizi bekliyoruz:
[Toplam:9    Ortalama:3.6/5]

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hakkında yorum “Prenses Maria, Moğolların Meryem’i