Roma İmparatoru Büyük Konstantin


Roma tarihinde “büyük” unvanı ile anılan tek imparator olan 1.Konstantin, İstanbul’u başkent yaparak kentin kaderini sonsuza dek değiştirmiştir. Tabii Konstantin’in “büyük” olarak anılmasının tek nedeni bu değildir: O aynı zamanda Hıristiyanlığı benimseyen, koruyan ve yayılmasına olanak tanıyan ilk imparatordur. Biraz teferruatlandıralım…

Gaius Flavius Valerius Aurelius Constantinus

Tam adı Latincedeki yazılışıyla Gaius Flavius Valerius Aurelius Constantinus olan bu büyük hükümdar; Şubat 272’de, bugün Sırbistan sınırları içersinde yer alan Naissus (Nis) şehrinde doğmuştur.

Gaius Flavius Valerius Aurelius Constantinus

Hıristiyan Roma İmparatoru Büyük Konstantin

Kavimler göçü ve değişime ayak uyduramaması nedeniyle sıkıntılı zamanlar geçiren Roma, o dönem tetrarşi ile yönetilmekteydi. Bu, iki büyük imparatora (Augusti’ler) bağlı ve onların yerlerine geçecek iki küçük imparatora (Caesar’lar) dayalı farklı bir yönetim biçimiydi. Büyük Konstantin’in babası da (Constantius Chlorus) dörtlü yönetimin içinde yer alıyordu. Konstantin, babasının vefatından ardından askerler tarafından onun yerine geçirildi. Kısa süre sonra Batı’nın yönetimi tek başına ele aldı.

Roma’nın Mutlak Hakimi 1.Konstantin

İmparatorluğun doğusunda hüküm süren Licinius, Konstantin’in kız kardeşi Flavia Julia Constantia ile evlenerek, giderek güçlenen rakibi ile akrabalık bağı kurmaya ve Batı’da da söz sahibi olmaya çalışıyordu. Ancak çok geçmeden ikili arasında iç savaş çıktı. Nedeni ise Licinius’un Konstantin’e karşı giriştiği bir komploydu.

Chrysopolis (Üsküdar) civarında yapılan nihai savaşı kazanan Konstantin oldu. Artık Roma’nın tek bir İmparatoru vardı: 1.Konstantin. Savaştan sonraki 6 ay içerisinde önce Liscinius’u, ilerleyen yıllarda ise kız kardeşi ve yeğenini öldürtür.

1.Konstantin Yeni Başkentini Kuruyor: Nova Roma

Büyük Konstantin, barbar olarak adlandırdıkları kavimlerin istilası nedeniyle ne Roma’nın ne Milan’ın ne de Ravenna’nın güvenli bir başkent olamayacağını biliyordu. Üstelik artık tek başına yönettiği imparatorluğun sınırları Avusturya’dan Kızıldeniz’e, İspanya’dan Kırım’a dek uzanıyordu. Yani ona son derece merkezi ve güvenli bir anakent lazımdı.

Önce Truva’yı (Troya) yani Çanakkale civarını geçirir aklından. Fakat zaten Trakyalı olan ve Üsküdar’daki savaşta Kadıköy’de (Khalkedonia) konuşlanan 1.Konstantin, hala küçük bir kasaba olan Byzantion’un (Byzantium) mükemmel konumu kendi gözleriyle görmüştü. Bu nedenle doğu ve batı arasındaki ticaretin merkez üssü olduğunu fark ettiği İstanbul’u, Megaralı Kral Byzas’tan yaklaşık 1000 yıl sonra başkent yapmaya karar verdi.

1.Konstantin Nea Roma’yı İnşa Ediyor

Nea Roma

Büyük Konstantin’in Konstantinopolis’i

11 Mayıs 330 yılında Büyük Konstantin, şehirlerin kraliçesine taç giydirerek İstanbul’u, Roma’nın yeni başkenti olarak tüm dünyaya ilan etti. Artık doğunun ve batının kalbi burada atacaktı. Ancak kasaba boyutlarında sessiz sakin bir kenti, yeryüzünün en kudretli imparatorluğuna yaraşır bir başkent yapmak hiç de kolay değildi. Konstantin bu işle bizzat kendisi ilgilendi.

Büyük Konstantin tarafından hazırlanan plana göre; tıpkı Roma gibi 7 tepeli bir şehir olan Konstantinopolis’in ana caddesi, Mese yolu olacaktı. Nova Roma, bugünkü adı ile Divanyolu (Yeniçeriler caddesi olarak da bilinir) olan cadde üzerinde şekil aldı. Bugün bile Tarihi Yarımada’nın sur içinde kalan kısmı, şehrin ikinci kurucusu olarak da bilinen Konstantin’in çizdiği plana sadıktır diyebiliriz (olduğu kadarıyla artık).

1.Konstantin şehrin imarı esnasında yeni; caddeler, sokaklar, kiliseler, forumlar, senato binaları, saraylar, tiyatrolar, hamamlar, su kemerleri, sarnıçlar, surlar ve meşhur hipodromu yaptırdı. Roma’yı dahi geride bırakabilmek adına yeni başkentine imparatorluğunun 4 bir yanından eserler getirtti. Bunların arasında bugünkü Sultanahmet meydanında bulunan ve o dönem hipodromun içine yerleştirilen Mısır Dikilitaşı, Örme Dikilitaş ve Yılanlı Sütun da yer alır. Kendi adını taşıyan Forum Konstantin ve bu forumun tam ortasında yer alan Çemberlitaş ile sıfır noktası olarak kabul edilen Milyon Taşı da 1.Konstantin’in eserleri arasında bulunmaktadır.

Konstantinopolis‘teki bu eserlerden Zafer Takı’nın efsanesini, Çemberlitaş Sütunu isimli yazımda etraflıca ele aldım.

Hıristiyanlığın Hamisi Büyük Konstantin

1.Konstantin’in batı dünyasında “büyük” unvanı ile anılmasının tek nedeni Konstantinopolis değildir. Paganist Roma’da Hıristiyanlığı korumuş ve desteklemiş olması son derece önemli bir etkendir.

Konstantinopolis’i ikinci kez kurarak İstanbul’un kaderini değiştirdiği gibi, Hıristiyanlığı koruyarak da Avrupa’nın ve o zamanlar son derece mütevazı olan bu dinin de kaderini değiştirmiştir. Hatta yalnızca Avrupa’nın değil, Roma ile ilişki olan Slavların, Hunların ve diğer kavimlerin de Hıristiyanlık ile tanışmasını sağlamıştır. Yani aslında diyebiliriz ki bugün Macarların, Avrupalıların, Britanyalıların, Rusların ve Balkan milletlerinin Hıristiyan olmasına sebep, Büyük Konstantin’dir.

Milano Fermanı, İznik Konsili ve İsa’nın Ordusu

MS 313 yılında Licinius ile 1.Konstantin’in yayınladıkları Milano Fermanı sayesinde Hıristiyanlar kilise kurmak ve el konulan mallarını geri almak gibi haklara kavuşuyorlardı. Milan’daki bu sözleşme aslında ikili arasında imzalanan siyasal bir anlaşmaydı.

Büyük Konstantin, MS 325 yılında ise İznik Konsili’ni toplayarak Hıristiyanlık içerisindeki tartışmalı meselelerin  karara varılmasını da sağlamıştır.

Roma Hıristiyanlık Simgesi

Roma Ordusunun Kalkanlarında Yer Alan Hıristiyanlık Simgesi

Anlatıya göre Konstantin, gördüğü bir düş nedeniyle, Milvian Köprüsü Savaşı (312) öncesinde paganizme inanan askerlerinden Hıristiyanlığın o dönemki işaretini çizmelerini ister. Pagan askerler ilk başta tereddüt etseler de generallerine karşı gelme şansları yoktur. Savaşın sonucu, Hz İsa’nın düşünde Konstantin’e bildirdiği gibi olur: Tartışmasız zafer! Bu şekilde Büyük Konstantin, Roma ordusunun tek tanrı inancı ile karşılaşmasını sağlar.

Annesi Helena’nın vaftiz edildiğine dair rivayetler bulunan Konstantin, aslında paganizm kültürü içerisinde yetişmiştir fakat annesinin etkisinde kaldığı söylenir. Milvian savaşından önce uyanıkken gördüğü düş ise kırılma noktası olur. Kendisinin Hıristiyan olup olmadığı konusunda kesin bilgiler olmasa da, ölmeden evvel vaftiz edildiğine dair güçlü inanışlar vardır.

Sonuçta ne sebep ne olursa olsun, Büyük Konstantin; Milano Fermanı’nı yayınlayarak, İznik Konsili’ni toplayarak ve orduya Hıristiyanlığı sokarak imparatorluğun dinini paganizmden Hıristiyanlığa çevirmiştir. Artık Jüpiter’in, Apollon’un yerini Hz İsa ve Meryem Ana alacaktı…

Desteğinizi bekliyoruz:
[Toplam:11    Ortalama:3.1/5]

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir